Etiket

Gençlik

Tarama

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması sonucunda memleketin muhtelif yerleri işgalci güçler tarafından işgal edilmeye başlandı. Mustafa Kemal,“Bandırma” vapuruyla Samsun’a giderken ülke İzmir’in Yunan işgali haberi ile çalkalanıyordu. Vatan topraklarını yabancı güçlere teslim etme niyeti olmayan Mustafa Kemal belki de en gergin geçen yolculuğunu yaşadı. Onu tehlikeler içinde Sinop’a ulaştıran Bandırma vapuruna, Sinop’tan tekrardan ama istemeyerek bindi. Çünkü Sinop’tan Samsun’a karadan gidecek bir yol, vasıta yoktu. Mustafa Kemal,Samsun’a 19 Mayıs 1919 sabahı saat 07.00’de puslu bir havada ayak bastı. O sırada Mustafa Kemal henüz 38 yaşındaydı.

Samsun’da ona özel bir karşılama olmadı. Zaten o zamanlar bir sancak merkezi olan Samsun’da yetkili görevliler yoktu. İngilizlerin şehirde 200 kişilik bir işgal kuvveti vardı. Pontus eşkıyası ise Samsun sokaklarında kol geziyordu. Yani Mustafa Kemal’in 19-25 Mayıs arasında Samsun’da geçen günleri rahat ve emniyetli değildi. Samsun ne içerden ne çevresinden ne de denizden güvende değildi. Daha birkaç gün önce gerçekleşen İzmir’in işgali (15 Mayıs 1919) o bölgedeki Rumları sevindirirken bezgin olan ruhları da olumsuz etkiliyordu. Ayrıca şehirde bulunan 200 İngiliz askerinin varlığı yöredeki Rumları şımartıyordu.

Bu ahval ve şeriat içinde gözünü budaktan sakınmayan, bir milleti istiklale ulaştırmak için canlarını feda etmekten kaçınmayan, Kurtuluş Savaşı’nın meşalesini yakan vatansever kesim Anadolu’nun her tarafını tehlikeler içinde dolaşarak en nihayetinde İstiklal Savaşı’nın muzafferi oldular. Ve bu sonucu Türk gençliğine emanet ettiler. Onlara göre “gençlik” kavramı Fransız İhtilali ilkelerine göre istiklal, eşitlik, kardeşlik ve mutlak monarşiye karşıtlık olarak tanımlanıyordu. Keza Mustafa Kemal’in ilk gençlik yıllarında bazı Avrupa ülkelerinde gençlik hareketleri olmuştu. (Genç İtalya, Genç Almanya hareketi) Mustafa Kemal de “Yeni Türkiye’yi” gençliğe emanet ederken herhalde bu düşünceleri kastediyordu. Zira Mustafa Kemal bu durumu Nutuk adlı eserinin ikinci cildinde “Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet” metninde belirtti. Bu yazı, içeriğinde gençliğe birçok mesaj veren tarihi ve edebi bir metindir.

Mustafa Kemal bu metinde geçmişte yaşanan acı olaylar gelecekte de yaşanılabilir düşüncesi ile Türk gençliğine kutsal bir görev verdi. Metinde Mustafa Kemal “Türk İstiklalini” ve “Türk Cumhuriyetini” en temel hazine olarak görmekte olup bu iki hazinenin muhafazasını da özellikle gençlikten istedi. Ayrıca hitabenin sonunda “Türklük” kavramı ile biyolojik bir ırkçılık yerine duygusal bir bağlılığı kastettiği “Ne mutlu Türküm diyene!” vecizesini kullandı. 

Bu hitabeden gençliğimizin damıtacağı fikir özetle şu olmalıdır: Gençlik daima milletimize karşı kurulabilecek olumsuz planlara hazırlıklı olmalı, çağın gerektirdiği bilgilerle donanmalı, gerektiğinde kendisine bırakılan hazineleri korurken Türkiye Cumhuriyeti’ni azim ve kararlılıkla ileri götürmelidir.

19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşımızı başlattığı tarihin dönüm noktalarından biri olan bu özel günün 102. yıl dönümünü coşku, heyecan ve gururla idrak ediyoruz. Geleceğin Türkiye’sinde söz sahibi olacak siz gençlerimizin, zor bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde 19 Mayıs’ın bayramdan öte çok özel manalar taşıdığını bilmenizi isterim.  Bu bayram Atatürk’ün sizlere verdiği önemin bir işareti olmanın yanı sıra geçmişimizin bize bir emanetidir. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramınızı en içtendileklerimle kutlarken, vatanımız için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygı ile anıyorum. 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!