Etiket

türk

Tarama

Bir asır öncesinde Dünya’ya damga vuran ve etkisi asırlar boyunca unutulmayacak Çanakkale Zaferinin 106. yıl dönümündeyiz.106 yıl önce ile bugün arasında bir mukayese yaparsak bugün hür bir şekilde o günlerin ıstırabını anlamak elbette çok zor. Ancak yeni nesillere bu kahramanlık destanını bir şekilde tarif etmemiz gerekiyor. Gençliğimize, düşmana bile merhamet gösteren Mehmetçiğin kahramanlık destanını anlatmamız bizim için önemli bir konu. Çanakkale deyince onların zihninde Seyit onbaşı, Ezineli Yahya Çavuş, Binbaşı Halis Bey, Yarbay Mustafa Kemal isimleri bir yıldız gibi parlamalı. Her 18 Martta onlara insanlığı öldürmeye gelenlere insanlık dersi veren bir ecdadın, Kınalı Kuzuların torunları olduğunu hatırlatmamız bizlerin boynunun borcudur.


      Türk Tarihinin bu önemli vakasını neden biz her yıl gençlerimize hatırlatıyoruz? Neden Bu acı dolu hatıraları ve Türk askerinin kahramanlığını nesilden nesile aktarmaya çalışıyoruz? Bence bu sorunun cevabı 1926 ile 2008 yılları arasında ABD’de yaşanan Henry Malasion (Meyjın)  adında bir epilepsi hastasının yaşadığı hikâyede gizlidir.


      1926 yılında ABD’de doğan Henry, epilepsi nöbetlerinden dolayı 27 yaşında deneysel bir beyin ameliyatı geçirdi. Beyninden hipokampus denilen bölgenin alınması ile Henry epilepsi nöbetlerinden kurtuldu. Ancak ciddi bir yan etki ile karşı karşıya kaldı. Artık Henry’nin yaşamında yeni hatıralar oluşamayacaktı. Yani 10 dakika önce yaşadığı bir olayı hatırlamıyordu. Ancak hikâye burada da sonlanmıyor. Çünkü Henry artık gelecekle ilgili de hiçbir şey düşleyemiyordu. Kanadalı nörobilimci Dr.Milner’in Henry üzerinde yaptığı araştırma da “yarın deniz kenarına gideceğini düşün neler kurgularsın?” sorusu üzerine: Normal bir insanın aklına sörf, dalga, güneş, sıcak kum gibi kavramlar gelirken Henry’nin aklına gelen tek şey sadece mavi renkti. Bu deney bizlere şunu gösteriyor ki: insan beyni geleceğin kurgusunu geçmişin bilgilerini yeniden bir araya getirerek oluşturuyor.(Davıd Eagleman, Beyin, s.31)


Henry Malasion olayı psikolojik bir vakadır. Bu hadiseyi Tarih bilimi açısından incelersek, anlamamız gereken husus şu olmalıdır. Madem ki tarih milletlerin hafızasıdır, o halde hafızasını kaybedenler yani tarihini unutan milletler,  asla geçmişine dayanarak başarı hayalleri kuramazlar. Çanakkale Savaşı ecdadın tarihe kanla yazdığı bir destansa ve bu destan yeni nesiller tarafından hatırlanamazsa, Türk milletinin çocukları, büyük millet olma düşleri içerisinde olamazlar. Hayalleri olmayan toplumlar, bir ruha sahip olmayan milletler kalkınamaz ve kahramanlık destanları da yazamazlar.
Bu Millet 1915’te bir ruha sahip idi.  Ve bu ruh, çocuk yaştaki Müslüman Türk çocuğunu yedi düvele karşı başarılı kıldı. Bu ecdadın evlatları sizler! Yeniden böyle bir ahval ve şeraitin içine düştüğünüzde, sizlerin de içinde bulunduğunuz  imkân ve şerâiti düşünmeyeceğinizden eminim.


C.Allah bu millete bir daha böyle acı günler yaşatmasın.


NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

“Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.” Vatan denilen mevhumun üzerinde yaşadığı insanlara aidiyet kazandırıp vatan topraklarında yaşayan milletin önemini belirten sözlerin sahibi Türkün ve Türklüğün yetiştirdiği en büyük dehalardan birisi olan Atatürk’tür. Bu söz günü kurtarmak adına öylesine sözlenmiş bir söz olmayıp tarihe ışık tutacak bilimsel bir gerçeği de ortaya koyması bakından değerlendirilmesi gereken bir tespittir.

Anadolu’ya ilk yerleşenlerin Türkler olduğunu Atatürk’ün söylemesi duygusal bir ifade olmayıp bilimsel olarak aşağıdaki delillerden yaralanarak belirteceğim.

Ordu’nun Mesudiye ilçesi Esatlı köyünün güneyinde araştırmacı Servet Somuncuoğlu tarafından bulunan kaya resimlerinin, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun Abideleri’nden daha eski olduğu açıklandı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, Mesudiye ilçesi Esatlı köyündeki kaya üstü resimlerinin dünya üzerindeki benzerleri ile karşılaştırıldığında M.S. I. veya II. yüzyılları işaret ettiğini belirtti. Kaya resimlerindeki resim, figür ve damgaların Türk kültürünün unsurları olduğuna dikkat çeken Demir, “Esatlı köyündeki kaya üstü resimleri, yazıtlar ve burada bulunan resim ve kitabelerin, ‘Gök Tanrı’ inancına bağlı Peçenek Türklerinden kaldığı tahmin ediliyor. Bunun en önemli delili, kaya üzerinde nakşedilmiş ongunlardır

Atatürk‘e göre Anadolu, en aşağı 7000 yıllık Türk yurduydu! Atatürk, Afet İnan’ın “Türk’ün Tarifi” adlı tezini okuduktan sonra bir sayfanın kenarına kendi el yazısıyla şu notu düşmüştü:

Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği, bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en az 7000 senelik Türk beşiğidir! Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı, onların oğlu oldu! Bugün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu! Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir!”

Ağustos 1998′de bir tesadüf sonucu Hakkâri kent merkezinde bulunan ve Van Müzesi’nde sergilenen ‘Hakkâri Stelleri’ ilk kez Atlas tarafından dünyaya duyurulmuştu. Hakkâri stellerinin, Orta Asya’da yaygın olarak görülen balballarla olan olağanüstü benzerlikleri derhal dikkat çekmişti. Biçimsel benzerliklerin yanı sıra duruş biçimindeki ayrıntılar ve kılıç, kupa gibi nesnelerdeki ortaklık bunların aynı kültürün uzantıları olduğu düşüncelerine yol açmıştı. Arkeologlar bu stellerin Orta Asya kökenli göçebe kavimlere ait olabileceği üzerinde durmuştu.

Ünlü şairlerimizden Nazım hikmet de Anadolu’nun Türklere ait olduğunu şu şekilde ifade etmiştir.

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!

Yukarıdaki delillerden de anlaşıldığı gibi Anadolu binlerce yıldır Türk yurdudur. Anadolu’ya Selçukluların yaptığı akınlar Anadolu Türk tarihinin başlangıcı sayılmamalıdır. Son yıllarda yoğunlaşarak devam eden Türkiye’yi parçalama planlarının Türkiye’de yeni milletler inşa etme çabalarının bilimsel hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Teritoryal Milet oluşturmak için ülkemizdeki etnik gurupları ayrıştırıcı birtakım çabalar yapılmaktadır. Böylece Anadolu’ya ilk gelenlerin Türkler olmadığı Anadolu’nun sahiplerinin Türkler olmadığı yönünde akıl ve vicdanla izah edilemeyecek birçok çaba mevcuttur