Etiket

rüya

Tarama

Rüya nedir sorusuna verebileceğim en güzel cevap; bilincin tamamlayıcısı duyguların tatmin aracı ruhumuzun özgürlüğüdür diyebilirim.

Rüyaları kendi içinde iki guruba ayırıyorum, bilinç altından beslenen rüyalar ve gündelik olaylardan beslenen rüyalar. Bugünkü üzerinde konuşacağımız rüya çeşidi gündelik rüyalar.

İnsanın bilinç yapısı gündelik hayatta bilinç altı, bilinç dışı ve bilinç denilen üç kısımdan oluşur. Şimdi bilinç altını bir tarafa bırakarak bilinç ve bilinç dışının rüyalar üzerindeki etkisini konuşacağız.

Bir manzaraya baktığımızı düşünelim geniş bir manzara, bu manzarada bir kaç figür dikkatinizi çekecek ve ona odaklanacaksınız odaklandığınız şey ya da olay ne ise o kısım sizin bilincinizde adeta işlenecek ve anlamlandırılacak. Zihnimizin otomatik yaptığı eylemler bu şekilde gelişir. Peki diğer algıladıklarınız ne oluyor? Onları o an düşünmüyor bilincimize getirmiyoruz ve dışarı süpürüyoruz. Onlarda bit pazarı misali günler hatta yıllar boyunca birikiyor ve bilinç dışını oluşturuyor.

Kısaca şunu diyebiliriz; iki çocuğunuz var ve efendi olanı çok seviyor önemsiyorsunuz diğerini ise öteliyor dışlıyorsunuz. İşte bilinçsel yaşantımızda ötelediğimiz şeyler bilinç dışını oluşturur. Sevgisiz ve değer verilmeyen bir evlat gibi her an isyana hazırdır bilinç dışımız. Şimdi ilginç bir tespitimi söyleyeceğim günlük yaşantımızda yaşadığımız olayların %90 ı bilinç dışına itilir ama bu itme ve öteleme çoğu zaman bilerek yapılmaz. Biz gündelik yaşamda yaşadığımız olayların sadece % 5-10 unun bilinç düzeyinde yaşarız.

Şimdi birkaç örnek verelim. Yolda gidiyorsun güzel kadınlar geçiyor etraftan ama sen çok dindarsın onlara bakmıyor sadece etrafına bakıyorsun ama kafanı çevirirken gözün onları algılıyor ama asla bilincine getirip düşünmüyorsun, seslerini duyuyor anlamak istemiyor öteliyorsun… Komşun ev alıyor senin evin yok kıskanıyorsun ama komşuna çok sevindiğini söylüyorsun kıskandığını kendine bile söylemiyor atıyorsun bilinç dışına… Bunun gibi onlarca örnek verilebilir. Özlüyorsun, arzuluyorsun, istiyorsun, kıskanıyorsun, seviyorsun, nefret ediyorsun… Ama ayıp, günah kendine bile söylemiyorsun. Atıyorsun çöplüğe, ama çöplük kokuyor çöplük taşıyor çöplük isyanda. Çok yıpratıyorsun onu. Ve kendini hatırlatmak istiyor adalet istiyor ve onun güçlü olduğu senin zayıf olduğun anda yani rüyada karşına çıkıyor ve diyor ki hayır sen yanlış yaptın o kadını beğendin, o ses seni tahrik etti, komşunu kıskandın, o adamın ölümüne üzülmedin, sen onu sevmiyorsun… Ben de buradayım beni ömür boyu öteleyemezsin diye tokat gibi, o anlam veremediğiniz rüyaları gösteriyor size. Ama şunu da söylemeliyim ki her rüyanın bir anlamı vardır ve her rüya bir yanımızı tamir eder.

Ne kadar çok rüya görüyorsak (dışsal uyarıcıların sebep olduğu rüyaları saymıyoruz. Mesala uyurken su sesi duyup rüyada şelale görmek gibi) aslında bir o kadar ötelediğimiz duygumuz var demektir.

Ve herkes rüya görür ve bazen gördüğü rüyadan bile utanır, kimden neyi saklıyoruz.

Zihin denilen henüz tam manasıyla nasıl çalıştığını anlayamadığımız yerin temizliği yapılmış oluyor.

Rüya denilen zihin süpürgeleri olmasaydı insanların çoğu (ya da hepsi) çok ileri yaşları görmeden çıldırırdı.