Etiket

ortaöğretim kurumu

Tarama

Toplumlar sürekli bir değişim ve gelişim içindedirler. Toplumun aynası olan okulların değişime ayak uydurmak gibi bir görevi vardır. Değişime uyum sağlayamayan, kendisine verilen görevleri tam olarak yerine getiremeyen okullar işlev kaybına uğrayan bir kurum haline gelir.

Okulun Görevleri

Okullar sadece öğrencilerin zihinsel gelişimlerine yardımcı olan, tek işi zihinsel gelişim ve sınav performansı olan kurumlar değildir. Okullar öğrencilerin bir bütün olarak gelişimlerine hizmet etmelidir. Yani öğrencinin duygusal, sosyal, ruhsal ve kişilik gelişimine katkı sağlamak zorundadır. Bireyi merkeze almayan, gelişimi sağlamayan okul İvan İllich’in Okulsuz Toplum kitabında tartıştığı gibi gereksiz ve toplumsal ilerlemeye ayak bağı olan bir kurum haline gelir. Davranışçı eğitim anlayışının kabul gördüğü zamanlarda öğretmen etkin, öğreten bir konumda iken öğrenci edilgin öğrenen konumundaydı. Yapılandırmacı eğitim anlayışına göre öğretmen öğrenmeye rehberlik eden ve görece edilgin konumdayken öğrenci etkin olarak öğrenme sürecine katılan bir konumdadır. Öğrenciyi merkeze alan yaklaşımda öğrencinin öğrenme sürecinde etkin olması ve bireysel farklılıkları dikkate alması en önemli noktadır. Günümüz okulları öğrenme konusunda öğrenciyi etkin kılacak, öğrenmenin keşif yoluyla gerçekleşmesini sağlayacak donanımlara sahip olmanın yanı sıra öğrencilerin bireysel farklılıklarını dikkate alarak onların geliştirilmesine de imkân sağlamak durumundadır. Bunu sağlayabilen okullar çağın gereklerini yerine getiren okullardır.

Ayrıca okulların günümüzde kurumsallaşma, kurum kültürü oluşturma, değişimi okuyabilme, yönetebilme ve değer üretebilme gibi görevleri de bulunmaktadır. Bu anlamda bakıldığında toplumlar geliştikçe ve günlük hayat karmaşıklaştıkça eğitime ve dolayısıyla okullara yeni görevler, yeni işlevler yüklenmektedir. 20. Yüzyılda çocuk yetiştirmek daha geleneksel iken günümüzde, ailelere ait bazı görevler kurumlardan devredilmiştir. Bu da gelişim açısından doğaldır. Ülkeler, toplumlar geliştikçe sosyal hayat karmaşıklaşır ve bu hayat insanlarda yeni beceriler gerektirir. Bu becerileri eğitim kurumları geliştirmek durumundadır. Bu değişime paralel olarak eskiden kurumlar kendi görev tanımları içinde görevini sessizce yapar iken günümüzde okullar bu görevleri ancak velilerin işbirliği ve katkısı ile yapabilir. Tek başına ve halktan kopuk bir biçimde yapamaz.

Etkili Okul

Etkili okulun, başarılı okulun, başarılı öğrencilerin bu başarılarında etkin okul veli işbirliği bulunmaktadır. Okullar yönetim anlamında çağdaş yönetim süreçlerini benimsemeli ve uygulamalıdır. Ancak veliler olmadan sadece okul yönetiminin veya öğretmenlerin yapabilecekleri sınırlıdır. Hep birlikte kazanmak için hep birlikte hareket edilmelidir. Yaygın inanış, öğrenme okulda öğretmen sorumluluğunda gerçekleşmelidir inancıdır. Ancak veliler öğrenme ve akademik başarıda tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki aile katılımı öğrencilerin okul başarısına etki eden önemli etmenlerden biridir. Aile katılımının öğrenci başarısı üzerinde oynadığı başat rolün bilincinde olan gelişmiş ülkeler, eğitim sistemlerinde aile katılımına daha fazla önem verme yönünde adımlar atmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Eğitim sekreterliğinin ilan ettiği kapsamlı eğitim reformunun onbir aşamasından birisinin, öğrenci başarısını yükseltebilmek için ailelerin okula katılımının arttırılması olarak belirlendiği ifade edilmektedir. Velinin okul süreçlerine katılımının yararları konusunda yapılmış ve yayınlanmış birçok araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmalarla elde edilen bilgiler kullanılmalı yani eğitim anlayışı bilimsel olmalıdır.

Ülkemizdeki bir takım değişimleri de görmek ve oluşacak yeni durumlara karşı öğrencilerimizi korumak ve geliştirmek adına önemler alınmalıdır (dershanelerin kapatılması). Bu noktada okul olarak etkin işbirliği içinde, öğretmenlerin deneyimini, birikimlerini bir araya getirip yeni şartlara ayak uyduracak, uyum sağlayacak çalışmalar planlanmalıdır. Sonuçta kurum olarak adı ve geçmişi büyük olanlar değil, uyum sağlayan, geleceği okuyabilen ve değer üretebilen okullar insanlar tarafından talep görecektir.

Ortaöğretim kurumu olarak liselerin hedefi öğrencilerin bütün ihtiyaçlarını okulda karşılamak, ilave bir hizmete ya ada kuruma ihtiyaç duymamalarını sağlamaktır. Burada söz konusu olan sadece maddi ihtiyaçlar değildir, hem kendi duygusal, sosyal, ruhsal ve kişilik gelişimi için hem de Türkiye’nin en iyi üniversitelerine gidebilmelerini sağlamak için okulların donanımı ve eğitim ortamını eksiksiz hale getirilmelidir. Sonuçta eğitimde kaybedilecek bir tek birey bile yoktur. Ayrıca dershane taklidi yapan okullar gibi hedefi olan 15-20 öğrenciye odaklanıp onları reklam malzemesi olarak kullanmak gibi çağ dışı bir eğitim anlayışı terk edilmeli ve yerine bütün öğrencilerden sorumlu olduğumuz gerçeğinden hareketle, hepsini gidebilecekleri en üst yükseköğretim programlarına göndermek gibi iddialı hedefler ortaya konulmalı ve bu doğrultuda çalışılmalıdır. Okullar için asıl önemli olan kitlesel başarıdır, her sınıftaki her öğrenci bir değerdir.

Teknolojideki gelişmeler hayatı kolaylaştırmakla birlikte tehlikeler, tehditler de getirmektedir. Orta yaştaki çoğu velinin çocukluk ve gençlik dönemlerinde tuzaklar daha kolay fark edilebiliyordu, tehlike evin dışındaydı. Ancak günümüzde tehlike her yerde hatta evin içine kadar gelmiştir. İnternetle ilgili olaylar basında yer almaktadır. Hal böyle olunca sadece çocukları gençleri tehlikelerden korumak için bile olsa veli ve okul sürekli birlikte çalışmak zorundadır. Sonuçta gençlik dönemi hayata dair deneyimlerin çok az olduğu, kanın deli aktığı bir dönemdir. Bu dönemde okul yönetimleri, öğretmenler ve ailelerin dikkatli olması gerekmektedir. Gençlere sevgi ve şefkat koşulsuz verilmez ise bu sevgi ve şefkati buldukları yerlere kolaylıkla kapılırlar.

Son olarak günümüz dünyası insanları daha bireyci ve haz ilkesine göre yaşamaya zorlamaktadır. Milli ve manevi değerleri içselleştirmiş, bu değerleri davranışında kaynak olarak kullananların sayısı hızla azalmaktadır. Bunların nedenleri tartışılabilir ancak okulların Türk Milli Eğitim Temel Kanununda ifade edildiği gibi milli ve manevi değerleri içselleştirmiş, geçmişini bilen, geleceği ve dünyayı okuyabilen öğrenciler yetiştirme çabalarından vazgeçmemelidir. Saygılarımla