Etiket

Medya ve propaganda

Tarama

İletişim ile ilgili olarak herkesin bir fikri olmasına rağmen okuyucu ile anlam birliği sağlamak açısından bir tanımını yaparak söze başlamanın doğru olduğu düşüncesindeyim. İletişim; görme, işitme, dokunma, koklama ve tatma duyuları ya da bu duyuları temsil eden kanallar arasında gerçekleşir. İletişimde kullanılan kanal türü ne kadar çok olursa, iletişimin etkinliği de o denli artar. İletişimde önemli olan unsur, bilgi alışverişinin karşılıklı olmasıdır. Sistemlerden biri “kaynak” olarak mesajı gönderirken; diğeri “hedef” olarak mesajı alır ve anlamlandırır. Mesajlar gönderilirken kodlanır, alınınca da kod açılıp anlamlandırılır. Bu süreçte fiziksel, psikolojik engellerden dolayı, mesajlarda anlam kayıpları meydana gelir (Çeşitçioğlu, 2007, 24). İletişim kısaca duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir diyebiliriz. İletişime ait çeşitli varsayımlar vardır bunlardan biri de iletişim kaçınılmazdır varsayımıdır. Bu varsayım özellikle günümüz insanı için şüphe götürmez bir gerçektir. Cüceloğlu’na (1991, 219) göre, insan ancak ilişkileri içinde var olabilen bir varlık olduğundan, insanların düşünebilme, düşündüğünü karşısındakine anlatabilme yeteneği, toplumsal yaşamın temelini oluşturur. İnsanoğlunun düşünce ve duygu alışverişini kısıtlamak ya da genişletmek onun yaşam biçimini değiştirir. Çağımız bu tür bir değişime, bu alışverişin genişlemesine tanık oluyor.

bilgikir3

Günümüzde bilgiye ulaşma yolları hem çeşitlenmiş hem de bilgiye ulaşma hız kazanmıştır. Bu anlamda günümüz insanı önceki nesillere göre günlük hayatta olsun iş hayatında olsun daha çok bilgiyi işlemek durumundadır. Bu gerçek karşısında insanların ne kadar donanımlı olduğu başka bir tartışma konusudur.

Geriye dönüp bakacak olursak bilgi (dolayısıyla kültür) kuşaktan kuşağa sözlü anlatım yoluyla aktarılırdı. Daha sonra bilgiler kayıtlı hale geldi. Kitaplarla birlikte insanlık bilgisinde ve bu bilginin yayılmasında bir sıçrama görüldü. Özellikle teknolojinin hızlı gelişimi kitle iletişim teknolojilerini doğurdu (radyo, TV, yazılı basın vb.). Günümüzde var olan bu kitle iletişim araçlarına interneti de ekleyebiliriz. Önceleri insanlar bilgiye, habere ulaşabilmek için daha çok zaman ve para harcıyorlardı ancak günümüz teknolojileri bu maliyeti oldukça azalttı. Peki, bu gelişim beraberinde hep olumlu değişimler mi getirdi? Bu soruya evet cevabını veremiyoruz. Çünkü her ilerlemede olduğu gibi ortaya yeni sorunlar ya da kötüye kullanımlar çıkmaktadır. Örneğin; günümüzde kitle iletişim araçları yoluyla kültürel değişim daha hızlı ve denetimsiz gerçekleşmektedir. Denetimden kasıt, arzu edilen, istenilen yönde değil de toplumsal kuşaklar arasında kültür farklılıkları ortaya çıkaracak şekilde meydana gelen bir değişimdir. Zaman içinde toplum kendine yabancı hale gelmektedir. Günümüzde tüketim alışkanlıklarımızdan, olaylara gösterdiğimiz tepkilere kadar ya da müzik zevkimizden gelecek tasarımlarımıza kadar hemen hemen her açıdan insanları şekillendiren bir yapı mevcuttur. İşte bu yapı kitle iletişimidir.

Bilgi kirliliği kavramı da bu noktada gündeme gelmektedir. Bilgi kirliliği denince birçok kaynaktan doğruluğu denetlenemeden, belirli hedefler doğrultusunda sunulan bilgiler akla gelmektedir. Birbiri ile taban tabana zıt bilgiler, fikirler ve yorumlar içeren iletiler insanları yönlendirmekte, şüpheye ve kararsızlığa düşürmektedir. Bunun doğal sonucu olarak hem birey olarak insan hem de o bireyle birlikte bütün toplum olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Çünkü doğruluğuna daha önce kesin olarak inandığımız konularla ilgili yeni bilgiler, eski bilgimizin yanlış olduğunu söyleyebiliyor. Bazı durumlarda da aynı durumla ilgili iki farklı bilgi veriliyor. Bu ve benzeri durumlarda insanlar bilgilerin doğruluğundan haklı olarak şüphe duymaktadırlar. Bu durumda insanların doğru ile yanlışı ayırt etme becerilerinde bir gerileme olmaktadır. Doğal olarak kararlarımızdaki doğruluğu da tehdit etmektedir. Bilgi kirliliği ile propaganda yan yana geldiğinde ise durum daha da kötüleşebilmektedir. Propagandanın yöntemlerinden biri bilgi kirliliği oluşturmak suretiyle amaca ulaşmaktır. Özetle bilgi kirliliği insanların bilgiden yararlanmalarını engellemekte, onları yanlış yönlendirmektedir.

bilgikir5Medya ve propaganda konusunda Amerikalı dilbilimci Noam Chomsky oldukça çarpıcı eserler vermiştir. Bu konuda Noam Chomsky’nin eserlerinin yararlı olacağı düşüncesindeyim. Özellikle propaganda kuramını, medyanın dilbilimsel ve içeriksel çözümlemesini yaparak örneklerle ortaya koymuştur (Tekinalp; Uzun, 2006, 168). Özellikle, Türkçeye “Medya Gerçeği” olarak çevrilip yayınlanan kitabının okunmasında yarar vardır.

Bilgi kirliliğinden korunmak mümkün müdür? Bu soruya verilecek cevap “kısmen evet” olabilir. Bireysel olarak bir dereceye kadar bilgi kirliliği ile mücadele edilebilir ancak konunun toplumsal boyutu bireyi aşan unsurlar içermektedir. Bilgi kirliliğine karşı eğitim en büyük güç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilgi kirliliği ve propaganda insanın düşünmesini değil, belirli yönde düşünmesini ve davranmasını hedefler. Eğitim ise insanın düşünmesini, kendini gerçekleştirmesini, özetle kendi kendine yeter olmasını hedefler. Hedeflerdeki bu farklılık sonuçlarda da kendini göstereceği için eğitim çok önemlidir. Bu konuda Medya Okuryazarlığı dersi önemli bir eksikliği giderebilecektir.

bilgikir2

Pratkanis ve Aronson (2008, 400-406) bilgi kirliliğini dolaylı olarak propagandanın etkisi azaltmak ya da durdurmak için yapılması gerekenleri şöyle özetlemektedirler;

  1. İknanın yollarını bilin, kişisel olarak propaganda kurbanı olabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.
  2. Duygularınız gözlem altında tutun. Bir iletiye karşı duygusal bir tepki verdiğinizde “Niye?” diye sorun. Duyguları harekete geçirebilecek unsurlara karşı uyanık olun. İletinin kaynağını, amacını ve güvenirliğini inceleyin.
  3. Her türlü mesele hakkında mantıklı düşünün. Mantıklı sorular sorup iletinin gerçek niyetini anlamaya çalışın (bu işten kim karlı çıkar, ne kadar inandırıcı vb.).
  4. Bir konuda karar vermeden önce seçeneklerin tamamını gözden geçirin (tavsiye edilen dışında başka hangi seçenekler olabilir vb.).
  5. Değerlendirmelerinizi insanların söylediklerine göre değil, gerçekte neler yaptığına dayandırın.
  6. Söylenti ve imaya karşı şüpheci olun. Bilgi yönünden geçerlilikleri neredeyse yok gibidir.
  7. Eğer “herkes yapıyorsa” veya aynı “haberin” tekrar tekrar verildiğini duyuyorsanız “Neden?” diye sorun.
  8. “Diğer tarafın lehine olan tartışma noktaları neler?” sorusunu kendinize mutlaka sorun.
  9. Tek bir haber kaynağına bağlı kalmayın, çeşitlendirin.
  10. Sizce önemli konularla ilgili olarak daha fazla haşır neşir olun. Üstün körü baktığınız her konuda yanılma ihtimaliniz artar. Fazla zaman harcayarak eğildiğiniz her konuda doğruya ulaşma şansınız artar.

bilgikir1

Sonuç olarak gelecek yıllarda ülkelerin kendi vatandaşlarını bilgi kirliliğinden korumak için yeni önlemler alacaklarını açıktır. Çünkü devletlerin bilgi kirliliğine seyirci kalmaları beklenemez. Şu anda RTÜK gibi kurumlar olmakla birlikte daha dar alanda görev yapmaktadırlar. Belki de bugün var olan bu tür kurumların uğraşacakları yeni görev alanları belirlenecektir. Ancak her tedbiri devletin almasını beklemek de mümkün değildir. O nedenle kişi olarak önlemlerimiz almamız her zaman daha yararlı olacaktır. Sevgi ve saygılarımla…

KAYNAKÇA

  1. Cüceloğlu, D. (1991). Yeniden İnsan İnsana, İstanbul: Remzi Kitabevi.
  2. Çeşitçioğlu, M. (2007). Pozitif İletişim, İstanbul: Resital Yayıncılık Eğitim Hizmetleri.
  3. Pratkanis, A; Aronson, E. (2008). Propaganda Çağı İknanın Gündelik Kullanımı ve Suistimali (Çev. Nagihan Halil). İstanbul: Paradigma Yayıncılık.
  4. Tekinalp, Ş; Uzun, R. (2006). İletişim Araştırma ve Kuraları, (İkinci. Basım). İstanbul: Beta Basım A.Ş.