Etiket

dünya

Tarama

Venüs’ün Güneş etrafındaki 13 dönüşüne karşılık, dünya 8 dönüş yapar.  Dünya ile Venüs’ün arasına bir çizgi çekip hızla hareket ettirecek olursanız,  Dünya ile Venüs’ün yörüngeleri arasındaki mesafe ve yörünge hızları arasındaki oranlardan ötürü beşgen simetrik bir figür elde edilir.

Gezegenimiz hakkında her şeyi bildiğimizi düşünüyoruz, ancak gerçekten öyle mi? Bilim adamları elbette uzayda çok şey keşfetti. Ama hala daha gezegenimizde keşfedilecek çok şey olduğuna inanıyorlar.

Araştırıldıkça Dünya ile ilgili bildiğimizi sandığımız aslında tam olarak bilmediğimiz birçok şeyle karşılaşıyoruz. İşte bunlardan bazıları…

EVEREST DAĞI GERÇEKTEN DÜNYANIN EN YÜKSEK DAĞI DEĞİLDİR

Hawaii’de bulunan Mauna Kea Yanardağı deniz seviyesinden 4.205 m yüksekliğe sahiptir. Bununla birlikte, yanardağın en büyük kısmı deniz seviyesinin altında kalıyor. Tabandan zirveye kadar ölçülen Mauna Kea, Everest Dağı’ndan 1,355 m daha yüksek yani 10,203 m yüksekliğindedir.

DÜNYA ATMOSFERİNİN KESİN BİR SINIRI VARDIR


Karman hattı, deniz seviyesinden 100 km yükseklikteki uluslararası kabul görmüş bir hattır. Dünya atmosferi seviyesi çok daha yüksek olmasına rağmen, bu çizgi Atmosferi ve dış mekan arasındaki sınır olarak Dünya Hava Sporları Federasyonu tarafından kabul edildi.

DÜNYA ÜZERİNDEKİ EN KURAK YER ANTARKTİKA’DA BULUNUR

Genel olarak, dünyanın en kurak alanının binlerce yıldır yağış almayan Şili’deki Atacama Çölü olduğuna inanılıyor. Ancak Antarktika’daki McMurdo Kuru Vadileri yaklaşık 2 milyon yıldır hiç yağmur almadı. Buradaki rüzgar 320 km / saat hızlara ulaşabilir.

TATLI SU DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜM SUYUN YALNIZCA % 3’ÜNÜ TEMSİL EDER


Okyanuslar ve denizler Dünya’nın suyunun %97’sini tutar. Tuzlu okyanus suları içmek için uygun değildir. Suyun geri kalan % 3’ü tatlı sudur. Bunun %70 i buzullarda ve %20 si Baykal Gölü’nde toplanmaktadır.

DÜNYANIN EN ESKİ TAPINAĞI YAKLAŞIK 12000 YAŞINDA


Bilinen en eski tapınak olan Göbekli Tepe, Şanlıurfa’da bulunmaktadır. Araştırmacılar, sütunlardaki oymaların kabaca 11.000 yıl önce kuyruklu yıldız çarpmasının gezegenimiz üzerinde ani bir sıcaklık düşüşüne neden olduğunu kanıtladığını düşünüyorlar.

AY BİR ZAMANLAR DÜNYA’NIN BİR PARÇASIYDI


İsveçli bilim adamları, 4.36 milyar yıl önce Dünya gezegeninin, bir kuyruklu yıldız ile çarpıştığı hipotezini ortaya attılar ve bunun da Dünya’nın tek kalıcı doğal uydusunun oluşumuna neden olduğunu öne sürüyorlar.

250 MİLYON YIL İÇİNDE YERYÜZÜNDEKİ KITALAR TEKRAR BİR ARAYA GELECEKLER

Bildiğimiz gibi Pangea, 335-175 milyon yıl önce var olan bir süper kıtadır. Bu kıta Laurasia ve Gondwana’yı oluşturan iki farklı kıtaya ayrıldı. Daha sonra, bu ikisi yedi kıtayı oluşturmak üzere ayrıldı. Ancak bilim adamları, kıtaların yaklaşık 250-300 milyon yıl sonra tekrar bir araya geleceklerini ve Pangea Ultima olarak adlandırılan tek bir süper kıtaya dönüşeceğini düşünüyorlar.

TEK HÜCRELİ BİR ORGANİZMA İLK KİTLE YOK OLUŞUNA NEDEN OLDU

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü bilim insanları, Dünya üzerindeki tüm canlıların neredeyse % 90’ını yok eden kitlesel yok oluşu açıklayan bir teori önermektedir.

Methanosarcina adında bir bakteri, 252 milyon yıl önce okyanuslarda aniden ortaya çıktı ve böylelikle böceklerin yok olmasını sağladı. Ayrıca Arkozorlara gelişmek için eşsiz bir fırsat verdi.

DÜNYA’NIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU KARANLIKTA BULUNUR


Bildiğimiz gibi, Okyanuslar gezegenimizin yüzeyinin %71’ini kaplar. Güneş ışığına maruz kalan suyun derinliği 200 m’den fazla değil, bu nedenle suyun geri kalan kısmı daimi olarak karanlıktır. Bu nedenle, günün herhangi bir saatinde gezegenimizin çoğu karanlıktadır.

İKİ KOMŞU ÜLKE ARASINDA 24 SAATLİK BİR ZAMAN FARKI OLABİLİR


Amerikan Samoa’sı Kiribati’nin bir parçası olan Line Adalarından yalnızca 2.000 km uzaklıkta olmasına rağmen, iki komşu arasındaki zaman farkı 25 saattir.

Sürekli olarak hareket eden Dünya’nın iki çeşit hareketi vardır. Bu hareketlerden birisi kendi ekseni etrafında olur ve batıdan doğuya doğrudur. Bu dönmesini 23 saat, 56 dakika, 4.098903691 saniyede tamamlar.

Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki bu dönmesi ile birlikte olan ikinci hareketi güneş etrafındadır. Güneş etrafında Dünya, elips şeklinde çok geniş bir yörünge üzerindeki hareketini de 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 9 saniye, 763.545,6 mikrosaniyede, yani bir yılda tamamlar.

Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki ve güneş etrafındaki bu iki hareketi, iki önemli olaya sebep verir. Kendi ekseni etrafında dönmesi ile gece ve gündüz, güneş çevresinde 23 derece 27 dakika eğiklikle dönmesi mevsimleri oluşturur ve mevsimlerin ardalanmasını sağlar.

Ancak bu süreler çeşitli etkilerle değişmektedir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin hareketleri birbirlerinin dolanım periyotlarını da etkiler. Ayrıca bir gezegende meydana gelen doğa olaylarının da bunda payı vardır. Tabi dünya üzerinde oluşan etkilerde Ay’ı da unutmamalıyız.

Yeryüzünün rotasyonunun yavaşlamasını telafi etmek üzere tasarlanan bir sıçrama saniyesi eklenmesiyle bu yıl, planlananlardan bir saniye daha uzun olacak.

Bu eklenen 1 saniye, bilim adamlarının hiper-hassas atom saatlerini gezegende senkronize tutmakla ilgilidir ve dünyanın her yerindeki zaman standartlarını sağlamaktan sorumlu bilimsel kuruluş olan Uluslararası Yer Döndürme ve Referans Sistemleri Servisi (IERS) tarafından kararlaştırılmıştır.

Yerkürenin yavaşlaması, gelgitlerin neden olduğu sürtünmenin ve gezegenler ile Ay’ın dünyayla değişen etkileşiminin bir sonucudur. Bu da yılda 3.78cm’lik bir yavaşlamaya neden olmaktadır.

IERS’in bir parçası olan ABD Deniz Kuvvetleri Gözlemevi’nden Geoff Chester, sıçrama zamanını ölçen sistemin, dünyanın sayaç görevlilerinin iki zaman ölçeğini korumaya karar verdiği 1972’de başlatıldığını ve gelgitlerin saati neden etkilediğini açıkladı.

Geoff Chester şunları söyledi: “Ay, Dünya üzerinde gelgit yaratıyor ve gelgit çıkıntıları okyanuslarda meydana geliyor. Fakat Dünya, Ay’ın dünya etrafındaki dönüşünden daha hızlı döndüğünden, gelgit çıkıntısını doğrudan Ay tam altında olan noktadan çeker. Bunun net etkisi, çok yavaş bir frenleme mekanizması olarak işlev görmesidir. ”

El Nino iklim döngüsünün neden olduğu daha sıcak ve daha yoğun kışlar gibi diğer faktörler, Dünya’nın tam daireye girmesi için gereken süreyi de etkiliyor olabilir.

2012 yılında Quantas havayollarının uçuşları, bilgisayar ortamındaki havayolu rezervasyon sistemi 30 Haziran Cumartesi ile 1 Temmuz Pazar arasında ekstra saniye eklenmesi nedeniyle bozulmuştu.

Birçok gezegen bilimci, dünyadaki yaşamın kaynağının Mars kökenli organizmalar olabileceğini düşünmektedir. Yani bir zamanlar Mars’ta hayat varsa, bu hayat dünyadaki hayatın genetik köklerini oluşturmuş olabilir.

Güneş Sistemimize doğru yaklaşık 3,5 milyar yıl önce oluşmuş bir meteor bombardımanı sırasında, dünya ve Mars’tan seken göktaşları bu iki gezegen arasında bir genetik soy oluşturmuş olabilirler. Bu genetik aktarım dünyadan Mars’a ya da Mars’tan dünyaya doğru olabilir.

Bir grup bilim insanı, Christopher Carr, MIT Dünya, Atmosferik ve Gezegen Bilimleri Bölümü’nden araştırmacı bilim adamı; Massachusetts Genel Hastanesi Gary Ruvkun (MGH) ve Maria Zuber, E.A. Jeofizik Griswold Profesörü ve araştırma için MIT’nin başkan yardımcısı, DNA ve diğer genetik materyal izleri ile toprak ve buz örneklerini analiz etmek için belki bir gün Mars’a gönderilecek bir DNA dizileme robotu inşa ettiklerini belirttiler.

DNA dizileme mikroçipinin, Mars’a bir robot seferi yapılarak, Mars’ın radyasyon dozlarına maruz kalıp oradaki ortama ve şartlara göre DNA dizilemesi yapabileceği düşünülüyor.

Deneme amacıyla yapılan testlerde yüksek radyasyona maruz kalıp, hatta proton, demir ve ağır oksijen iyonlarına da maruz kaldıktan sonra bir E-coli test suşunun DNA dizilimleri mikroçip tarafından doğru şekilde belirlendi.

Bu mikroçip uzayda iki yıldan daha uzun bir süre görev yapabilir. Bu süre uzun Mars yolculuğunu ve Mars’taki verileri toplama ve inceleme için yeterli bir süredir.

Carr’a göre mikroçipin Mars’taki görevi sırasında zamanla duyarlılığı azalabilir, topladığı verilerin hassasiyeti azalabilir, hatta belki de hiç çalışmayabilir. Yani çipin performansı zamanla azalabilir ya da hiç görev yapmayabilir. Ancak Carr, yaptıkları testlerde bu tür sorunlarla hiç karşılaşmadıklarını söyledi. Belki de çip 2 yıllık misyonunu bitirdikten sonra hizmet etmeye devam edebilir de diyor Carr.

Bu tarz gizli yaşamı araştırmak için Mars’a gönderilecek bir enstrüman, Mars’ın sıcaklık değişimleri, zorlu yüzey koşulları ve yoğun radyasyonu gibi zorlu şartlarına dayanacak şekilde imal edilmelidir. Çünkü bu koşullar cihazın yapacağı çalışmaları, toplayacağı verileri olumsuz yönde etkileyebilir.

İlk olarak, bilim adamları çipe elektrik testleri uyguladı ve daha sonra, değişik radyasyon düzeylerine maruz bırakıldı. Son olarak, E. coli ‘den, DNA parçalarının her biri yüklendi. Radyasyona maruz kaldığı halde, çip bakteri suşunu DNA dizilimlerini doğru şekilde tespit etti.

“Bu çipler üzerinde şu anda bildiğimiz herhangi bir değişiklik yapmadan Mars’ta DNA dizilemesi yapmak için harika adaylar,” diyor Carr. Ayrıca yapılan testlerde yüksek radyasyonun çip üzerinde ciddi etkileri olmadığını belirtti. Yani bu çipler uzayda mesela Jüpiter’in Europa uydusunda bile uzun yıllar çalışabilir. Carr, yakın zamanda uzayda bu tip ilkel yaşamın DNA dizilimlerini görebilecekleri umut ettiklerini ve bunun bir parçası olmaktan mutluluk duyduklarını belirtti.

Dünyanın geleceğine ilişkin değerlendirmede bulunmak için günümüzün mevcut verilerinden yaralanmak gerekmektedir. Geçen sayımızdaki yazımızda mevcut sorunları genel olarak değerlendirmiştik. Bu yazımızda ise dünyanın geleceğine yönelik karamsar tabloların oluşmasına dayanak oluşturacak verilerden yaralanacağız.

Dünyada hiç tükenmeyecek gibi duran kaynakların aslında bir dayanma kapasitesi bulunmaktadır. Bu kapasiteyi zorlayan insanların ihtiyaç algılamalarındaki değişikliliklerdir. İnsanların daha fazlasını isteme ve tüketme isteği doğal kaynakları geri dönüşü mümkün olamayan biçimde tükenmesine neden olmaktadır. Aslında dünyada doğal sistemlerin ana sigortası doğal kaynaklardır.

Doğal kaynakların önemine ilişkin örnekler

  • Yapılan araştırmalara göre ormanların yaz aylarında hava sıcaklığını 5–8,5oC arasında düşürmekte, kış aylarında ise 1,6–2,8oC arasında yükseltmektedir.
  • İyi gelişmiş 100 yaşındaki bir kayın ağacının yaklaşık 800.000 yaprağı tespit edilmiştir. Bu ağacın 5000 m3 havayı temizlediği, bu tek ağacın kesilip ortadan kaldırılması halinde aynı işlevi yerine getirmesi için 2700 fidan dikilmesi gerektiği, bunun üç yıllık masrafının 3 milyon dolar olduğu hesaplanmıştır.
  • Günümüzde sadece 15 kadar bitki türü dünya nüfusunun %90’nını doyurmaktadır.
  • FAO’nun tahminlerine göre 4–6 bin tür tıbbi bitkinin uluslararası ticareti yapılmaktadır.

Yukarıdaki örneklerin çoğalmak mümkündür. Çünkü doğal kaynaklar onca tahribe rağmen halen dünya nüfusunun ihityaçlarını karşılayabilmektedir. Ancak doğal kaynakların sınırlılığı ile insanların isteklerinin sonsuzluğu arasında süren bu savaşta hiç şüphesiz ki insanın doymak bilmeyen istekleri insanoğlunun sonunu getirecektir.

Tüketim toplumu ve dünyanın geleceği

Buraya kadar açıklamaya çalıştığımız hususlar dünyanın genel çevre sorunlarını belirlemek şeklinde olmuştur. Ancak mevcut çevre sorunlarının ana kanyağı üzerinde yeterince durulmamaktadır. Hal öyle bir duruma ulaşmıştır ki, artık bazı çevresel sorunları ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı bir duruma doğru gitmektedir. Buna göre artık insanların tüketim alışkanlıklarının sorgulanmasının sırası gelmiştir. Tüketim toplumunun aldatıcılığıyla ilgili aşağıda birkaç hususu belirtmekte yarar vardır.

  • Zengin ve yoksul ülkelerde bildirilen mutluluk düzeyleri arasında çok az bir fark vardır.
  • Hayal edebildiğimiz tek tatmin olma şansı, şuan sahip olduğumuzdan daha fazlasına sahip olmak. Fakat hepimizi tatminsiz yapan şey de şu anda sahip olduklarımız.
  • Dünya genelinde 202 dolar milyarderi ve 3 milyondan fazla dolar milyoneri var. Aynı zamanda yol kenarlarında, çöplüklerde ve köprü altlarında 100 milyon evsiz insan yaşamaktadır.
  • Hollanda tarımsal ürünleri kendi topraklarının üç katı büyüklükte topraklara sahip gelişmekte olan ülkelerden ithal etmektedir.
  • Reklamcılar, belli bir ürünü satmayı başaramasalar bile, yaşamdaki her sorunu çözebilecek bir ürünün var olduğu ve doğru şeyleri satın alırsak varoluşun tatminkâr ve tam olacağı fikrini durmaksızın tekrarlayarak tüketiciliği kendisini satmaktadırlar.
  • Kanada, her yıl sadece Amerikan gazetelerinde üzerine reklam basılacak gazete kâğıdını sağlamak üzere, uzun süredir var olan ormanlarının 17 bin hektarını-Washington büyüklüğünde bir alanı- kesmektedir.

Yukarıdaki örneklerde de anlaşılacağı üzere tüketim toplumu sadece sahte bir mutluluk vaat etmektedir. İnsanların çok tükettikleri takdirde daha fazla mutlu olacakları düşüncesi, insanları daha fazla mutsuzluğa sevk etmektedir. Ancak inansın tüketim hırsından kaynaklanan davranışlarının en büyük bedelini çevre ödemektedir. Çünkü şuan var olan çevresel sorunların en başlıca nedeni insanların tüketim yoluyla çevreye verdikleri zararlardır.

Sonuç ve öneriler

İnsanların tüketmeden yaşamaları mümkün değildir. Ancak tüketim alışkanlıklarını çevreye daha duyarlı hale getirmesi dünyanın geleceğine ilişkin karamsar tabloların dağılmasına neden olur. Eğer gezegenin yaşamı destekleyen ekosistemlerinin gelecekteki nesillere kalması isteniyorsa, tüketim toplumu, kısmen kaliteli, düşük enerji gerektiren dayanıklı tüketim mallarına yönelerek, kısmen de tatmini boş zamanlar değerlendirmede, insan ilişkilerinde ve maddiyata dayalı olmayan diğer alanlarda arayarak kaynak kullanımını önemli derecede azaltmak zorundadır.

İnsanların tek başına tüketmek yerine paylaşmanın daha ön plana çıktığı, insana verilen değerin doğal çevreye verilen değerle aynı düzeyde olması gerekmektedir. Bunun için daha iyi ve sağlıklı bir gelecek için tüketim alışkanlıklarımızı bir an önce gözden geçirmek durumundayız.