Etiket

alışkanlık

Tarama

İnsanların sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırılmış bir çağda yaşamaktayız. Ne yazık ki bu mutluluğun yolunu da ilan panoları, reklam spotları, broşürler ve sosyal medya önerilerinde pervasızca tüketim yapmakta gösterdiler. Sanki bu zincirde bir şeylere sahip olursan dünya hayatında en mutlu insanın sen olacağı düşüncesi verilmektedir. Bu döngüde bir nevi mutluluk diktatörlüğü kurulmuş bunun dışında kalanlar modern vebaya yakalanmış gibi algılatılmaktadır. Bu algı insan hayatındaki anlam kaybının bu şekilde bir mutlulukla doldurmak isteyenlerin bir masalıdır. Hâlbuki ki insanın hayatında mutlu olma ihtimali kadar bazı konularda hoşnutsuz olma hatta ızdırap çekme ihtimali de vardır. Keza bizim hayatın manası diye ifade ettiğimiz hususlar bunların bir bütünüdür. 

Modern dünya düzeninde bu gün ülke ülke, şehir şehir, semt semt insanların mutluluk düzeyleri ölçülmektedir. Ünlü iktisatçı Françis Edgeworth’un daha 19. Yüzyılda tasarladığı hazır ölçerle, her bireyin hoşnutluk derecesini saniye saniye ölçebiliriz. Peki, bu mukayese neden sadece insanlar arasında yapılıyor? Mesela bu ölçümler insanlar ile hayvanlar arasında yapılsa; hangisi daha mutludur, insanlar mı koyunlar mı? Diye bir soru sorulsa, şayet koyunların daha mutlu olduğu ortaya çıkarsa koyun olmayı mı tercih edeceğiz acaba? ( Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak Bir Yüreklendirme, s. 35) Elbette insan olmayı tercih ederiz ve insan olmanın zorlukları – kolaylıkları, mutlulukları –  mutsuzlukları, hoşlukları – hoşnutsuzlukları ile yaşama becerisini ortaya koymaya çalışırız.


Nitekim tüketim ideolojisi tüm dünyayı yutma arzusu ile doludur. Bu ideoloji sürekli ağlayarak biberon isteyen ve hiç büyümeyen bebeğe benzer. Bu durum aslında yamyamlığın modern biçimidir. Yamyamlar başka bir insanı yediklerinde, onun güçlerinin de kendilerine geçeceklerine inanırlardı. Mesela cesur bir insanın yüreğini yiyen kişi, kendinde cesaret bulurdu. Bu bağlamda cevaplanması gereken soru şudur: Bu gün de tüm dünyayı yutma ve sindirme arzusu içerisinde olan bizler bu tüketim döngüsü dışında bir hiç miyiz?