Etiket

11 eylül

Tarama

“Psikolojik Savaş ve Propaganda 1” adlı yazımızda genel olarak psikolojik savaşın tanımı, stratejik taktik amaçları üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda ise psikolojik savaşın taktik hedefleri ve propaganda üzerinde duracağız. Bu bölümün hazırlanmasında ağırlıklı olarak Prof. Dr. Nevzat TARHAN’IN Psikolojik Savaş (Gri Propaganda) adlı kitabından yararlanılmıştır.

Psikolojik savaş literatürde ilk defa 1951 yılında yer almasına rağmen tarihi oldukça eskidir. Çin’in Türkleri psikolojik savaş yöntemleri kullanarak tehdit olmaktan çıkardıkları bilinmektedir. Çin bu yöntemle birçok Türk boyunu kendi bünyesinde erittiği gibi rakip Türk devletlerinde karışıklıklar çıkararak zayıf düşmelerini sağlamıştır. Savaş sanatı isimli kitabında günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce Sun-Tzu Türk devletlerinin parçalanması sürecindeki psikolojik savaş yöntemlerini şöyle açıklamış;

  1. Hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz.
  2. Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.
  3. Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız.
  4. Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız.
  5. Hasmınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz.

Tanıdık geliyor değil mi? 2500 yıldır değişen pek bir şey yok gibi. Yani birisi çıkıp da TÖREM dediği zaman gizli servislerin kukla kalemşorları renkli gazetelerinin siyah-beyaz köşelerinde bu duruma gülüyorlar. İyi olan şeyleri küçük düşürmeye çalışıyorlar. Hatta vatan sevgisini gereksiz bir değer gibi göstermeye çalışarak asimilasyon sürecini kısaltmanın yollarını arıyorlar. Konuyu bir düzen içinde ele alacak olursak psikolojik savaşın taktik hedeflerini şu şekilde açıklayabiliriz.

Psikolojik Savaşın Taktik Hedefleri

  1. Toplumda İtaat Duygusunu Artırmak: İlk bakışta istenilen bir durum gibi görünmekle birlikte burada yapılan, psikolojik savaşı millete, halka yönelterek toplumda itaat duygusunu artırma, korku duygusunu uyandırarak tepkileri önleme çalışmasıdır. Barış şartlarında düşman hedeflerine yöneltilen psikolojik savaşa “soğuk savaş” denir. Amerika ve Sovyetler Birliği arasında yaşanan soğuk savaşın bir sonucu olarak Rus toplumu, Batı değerlerine karşı sempati duymaya başladı, kendine güveni azaldı. Bazı kötü olaylar ise abartılmak suretiyle kamuoyunun sisteme bağlılığı azaltıldı. Sovyetlerdeki bu durumu değişik derecelerde de olsa kendi ülkemizde görmek mümkündür. Bununla ilgili en çok bilinen söz ise sanırım “bizden adam olmaz” sözüdür. Bu söz psikolojik savaşın etkisine bir örnektir. Böyle etkilerin görülmesi için kitle iletişim araçları ve sinema vs. gibi kültürel ürünler vasıtasıyla yapılan propagandanın önemi büyüktür.

    Özgür Irak!!!
    Özgür Irak!!!
  2. Uluslararası Kamuoyunu Yanıltmak: Uluslararası kamuoyuna yönelik bir psikolojik savaş örneğidir. Hedef olarak seçilen ülke, ekonomik ve politik olarak yalnızlığa itilir. Yunanistan Türkiye’ye karşı yapmaktadır. ABD ise İran’a ve Sudan’a yapmaktadır. Yine ABD Saddam döneminde Irak’a da aynı psikolojik savaşı uygulamıştır.
  3. Halkla Yönetimin Arasını Açmak: Halkla yönetimin arasını açarak güvensizlik oluşturmak ve sonuçta istikrarsızlık ve çatışma ortamı yaratmak hedeflenir. Saddam döneminde Irak’ta bu denenmiştir. ABD 2008 başkan adaylarından biri İran konusunda savaş yerine iç karışıklıklar çıkartılmasını istemektedir. İç karışıklıklar ise yine psikolojik savaş ile sağlanabilir.
  4. Savaş Zamanı Komutanları Yanıltmak: Burada amaç savaşta komuta kademesinin yanlış kararlar vermesini sağlamaktır. Yanlış bilgilendirilmiş komuta kademesi doğal olarak yanlış kararlar verecektir. Bu da savaşta hayati bir öneme sahiptir. Körfez savaşında Irak, Kuveyt’i denizden işgal etmesi gerektiğine inandırıldı. Iraklı komutanlar bu nedenle 125000 askeri denize bağladılar. Bu durum CNN haberleri ile sağlandı. Dezenformasyon önemli bir araçtır, çok miktarda ve yönlendirilmiş bilgi insanların algılayışlarını ve düşüncelerini değiştirir. O nedenle güvenilir bilgi kaynaklarına ihtiyaç vardır, bu da ancak kendi kanallarınız ile mümkündür.

    Özgür Irak!!!
    Özgür Irak!!!
  5. Kültür Değişimini Sağlamak: Psikolojik savaşın bu türünü bu gün bütün dünyada görmek mümkündür. Birçok kültür güç kaybetmekte ve yok olmak üzereyken Amerikan (Anglo-Sakson) kültürü dünyada egemen kültür olma yolunda ilerlemektedir. Hollywood yapımı filmler, blucin, kola ve ayaküstü beslenme (fast food) alışkanlıkları ile insanların yüzyıllara dayanan kültürel dokuları, yaşam biçimleri ve damak zevkleri değiştirilmeye çalışılıyor. Fransa ve İtalya bu durumun farkında olduğu için İngilizceyi günlük yaşamda kullanmamaktadırlar, bu sayede kendi mutfak, sanat ve dillerini bu şekilde korumaktadırlar.

    Kendilerine güveni az, eksiklik duygusu içerisinde yaşayan toplumlar, propaganda edilen kültürü kabul etmek için para harcamaya başlarlar. Zorlayarak değil, sempatik şekilde uygulanan bu yöntem yavaş yavaş sonuç verir. Bu konuda Türkiye de hedef ülkelerin başında gelmektedir. 1980’li yıllarda Kültür Bakanı Gökhan Maraş meclise, ABD filmlerinin kısıtlanması ve Türk filmlerinin teşvik edilmesi için bir yasa teklifi verdi. Bunun üzerine ABD başkanı (G. Bush) bizzat telefonla Turgut Özal’ı arayarak yasa teklifinin meclisten geri çekilmesini sağlamıştır. Bu durum, bu işin ne kadar ciddi olduğunu ve ciddiyetle uygulandığını göstermesi açısından çok çarpıcıdır.

Özgür Irak!!!
Özgür Irak!!!

Gelinen bu noktada çok miktarda ABD filmi izleyen çocukların ve gençlerin kendi kültürlerine yabancılaşması, Amerikan hayranlığı duyması kaçınılmaz bir durumdur. Vietnam savaşını işleyen Hollywood filmleri ve her çeşit Amerikan filmi sayesinde Amerikan ordusunun yenilmez olduğu fikri insanların bilinçaltına yerleştirilmektedir. Oysa biliyoruz ki Amerikan ordusu Vietnam’da yenilmiştir. Aslında Irak’ta da durumu pek iç açıcı değildir.

Büyük Ortadoğu Projesi ile son yıllarda dünya gündeminde olan bölgemizde psikolojik savaş bütün yoğunluğu ile devam etmektedir. Bu nedenle Türk gençleri her zamankinden daha bilgili ve bilinçli olmak zorundadır. Onlarda böyle bir bilincin kendiliğinden gelişmesini bekleyemeyiz, bu bilinci millet olarak bizler ve devletimiz gençlerimize kazandırmalıdır. Son zamanlarda yerli yapım dizilerin sayısında artış olduğu görülmektedir, bu sevindiricidir ancak bu dizilerdeki düzey tartışma konusudur. Neredeyse bütün yarışma ve televizyon dizilerinin biçimi yurt dışından alınmaktadır. Yurt dışında yayınlanan dizi ve yarışmaların adeta bir kopyası durumundadırlar. Oysa gençlere kültürümüzü aktarmak istiyorsak, bu dizi ve yarışmalarda kendi kültürel özelliklerimize vurgu yapmalıyız. Özellikle Türk Edebiyatının seçkin örnekleri sinema filmi ya da dizi filmler yoluyla gençlerimizle buluşturulmalıdır. Ancak kendi kültürümüzü yaşarsak kimlik sorunu yaşamayız, aksi durumda büyük Türk milleti olamayacağımız kesindir.

11 Eylül saldırısı Dünya genelinde yürütülen korku politikasının başlangıcını oluşturmuştur.
11 Eylül saldırısı Dünya genelinde yürütülen korku politikasının başlangıcını oluşturmuştur.

Kaynakça

  1. Özdağ, Muzaffer. (2003). Örtülü İstila ve Psikolojik Savaş (Toplu Eserler 3). (Derleyen Çetin Güney). Avrasya Bir Vakfı Yayınları, Ankara.
  2. Tarhan, Nevzat. (2002). Psikolojik Savaş (Gri Propaganda). (ikinci baskı). Timaş Yayınları, İstanbul.