Paylaşmak Güzeldir!

Eğitim, genel anlamda bireyde davranış değiştirme sürecidir (Demirel 2002). Ancak Hesapçıoğlu’na göre (1998), “Eğitim her husustan önce, insanoğlunun bugünkü ve yarınki yaşamına bir müdahaledir”. Yine Ertürk’e göre (1984) “Eğitim, bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir”.

Çağdaş bilimsel anlayışa göre eğitim; bireyin bedensel, duygusal, düşünsel ve sosyal yeteneklerinin kendisi ve toplumu için en uygun şekilde gelişmesidir. Kısaca bireyin her yönüyle bir bütün olarak kendisi ve toplumu için en uygun düzeyde geliştirilmesidir (Yeşilyaprak 2000). İşlev olarak eğitim, toplumdaki sosyal rollerin dağıtım kurumlarıdır. İnsanlar yetenek ve eğitimleri ile orantılı olarak eğitim kurumları sayesinde toplumdaki çeşitli rolleri elde ederler.

egit3

Eğitimin amaçları öğretim ile mümkün olur. Öğretim kavramı eğitim kavramının içerisinde yer alır. Öğretimin tanımı Varış’a göre (1998), “öğrenmenin gerçekleşmesi ve bireyde istenen davranışların gelişmesi için uygulanan süreçlerin tümüdür”.

Eğitim ve öğretim kavramları çoğu kez aynı anlamda kullanılmaktadır. Oysa eğitim bireyde davranış değişikliği meydana getirme süreci, öğretme ise, bu davranış değişikliğinin okulda planlı ve programlı bir şekilde yapılması sürecidir. Eğitim her yerde, ancak öğretim daha çok okulda yapılmaktadır (Demirel 2002).

Öğrenme-öğretme süreci, üç temel boyuttan oluşmaktadır; Birincisi, program veya içerik (bilgi, beceri, tutum veya davranış). İkincisi, süreç veya yöntem. Üçüncüsü, değerlendirme. Bu üç temel boyut birbiriyle sürekli olarak devam eden dinamik bir etkileşim içindedir. Öğrenme-öğretme süreci dinamik bir sistem olarak düşünüldüğünde, bu sistemi oluşturan temel boyutlar da kendi içinde birer alt sistem olarak düşünülmelidir. Bu nedenle alt sistemlerin herhangi birinde yapılacak bir değişiklik veya iyileşme, diğer alt sistemleri ve dolayısıyla da bir bütün olarak sistemin yapısını ve niteliğini doğrudan etkileyecektir. Dolayısıyla, öğrenme-öğretme sürecini oluşturan alt sistemlerin birbirleriyle belli bir denge ve uyum içinde olmaları kaçınılmazdır (Saban 2002).

egit2

Öğretim bir öğrenme yaşantıları silsilesi olarak da tanımlanabilir. Sonuçta öğretim, hedefleri olan ve öğrencilerin öğrenmeleri için yapılan etkinliklerdir. Planlanan bütün öğretim süreçleri, öğrencide bir öğrenme meydana gelmesi için vardır. Bu öğrenmeler kimi zaman salt bilgi şeklinde olurken, kimi zaman da onun duygusal ve sosyal gelişmesine yardım edecek şekilde olabilir. Bu durumda, öğrenme öğretimin içerisinde, öğretim de eğitimin içerisinde yer almaktadır. Yani eğitim, hem öğretimi hem de öğrenmeyi içine alan geniş kapsamlı bir yapıdır şeklinde tanımlanabilir.

İnsan davranışlarının büyük çoğunluğu öğrenilmiş davranışlardır. Dolayısıyla bu davranışların nasıl oluştuğunu, niçin böyle davrandığımızı aydınlatabilmek için, öğrenmenin tanımlanmasına ve öğrenme ilkelerinin araştırılmasına gerek duyulmaktadır. Öğrenme sürecinin bilinmesi sadece normal ve uyumlu davranışların oluşturulmasını değil, aynı zamanda normal dışı ve uyumsuz davranışların da anlaşılmasını sağlayacaktır (Senemoğlu 2002).

Öğrenmeye ilişkin de birçok tanım yapılmıştır. Bu farklı tanımların kaynağını öğrenmeyi tanımlayan kuramların farklılığı ve öğrenmeye bakış açıları oluşturur. Eğitimin tanımına göre, bireyin davranışında istendik değişmeler kendi yaşantıları yoluyla meydana gelmektedir. Bireyin kendi yaşantısı yoluyla davranışında meydana gelen değişme ise öğrenmedir (Hesapçıoğlu 1998; Senemoğlu 2002, Ulusoy 2003).

Öğrenme biliş, davranış ve duygu boyutunda yaşantı, deneyim veya tekrar sonucu meydana gelen oldukça kalıcı değişikliklerdir. Bu değişiklikler, duygu, düşünce ve davranış boyutunda gerçekleşebilir (Aydın 2005).

Öğrenme, daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi yapabilmek ve onu tekrar yapabilecek kadar hatırlayabilmektir. Öğrenme, bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu bilgi veya davranışlarında meydana gelen kalıcı izli değişme olarak da tanımlanabilir. Bu tanıma göre öğrenme, bireyin çevresiyle etkileşimine bağlıdır. Yani, birey veya çevre tek başına öğrenme için yeterli değildir (Özdemir; Yalın 2000)

Öğrenme ile ilgili birçok tanım yapılmıştır. Burada amaç öğrenmenin tanımlarını vermek değildir. Aslında öğrenmenin olabilmesi birçok etkene bağlıdır. Bunlar; öğrenciye bağlı etkenler, öğrenilecek bilgiye ait etkenler ve genel olarak öğrenmenin gerçekleşeceği fiziksel ortama ilişkin etkenler diye gruplanabilir.

Eğitim sistemimizde değişik zamanlarda (kredili sistem vb.) öğrenmedeki yetersizlikler ve bunun maliyeti dile getirilerek değişikliklere gidilmiştir. Yani ders programlarındaki öğrenme hedeflerine ulaşılamaması durumunda sistem değişikliği yapılmıştır. Bu çok tartışmalı bir konudur. Çünkü sorunun kaynağı yeterince araştırılmadan değişik ülkelerin sistemleri ve eğitim literatürü gözden geçirilerek değişikliklere gidilmiştir. Oysa yapılması gereken Türkiye’nin ve Türk gençliğinin günümüz ihtiyaçları ve gelecekte hedeflenen konumu olması iken, tamamen ülkemizin ihtiyaçlarından kopuk, yüzeysel değişiklikler yapma yolu seçilmiştir. Doğal olarak sonuçlar da hiçbir zaman hedeflendiği gibi olmamıştır. Oysa yapılması gereken işler çok basit ve bizim yapılacak işler için yetişmiş insan kaynağımız da var. Yukarıda belirtildiği gibi ilk yapılması gereken iş öğrenme yönünden başarısızlığın nedenleri araştırılmasıdır. Sınavlarda sıfır çeken okullar göz önüne alındığında bu olmazsa olmaz bir şarttır. Diğeri ise Türk gençliğinin ihtiyaçları ve aşamalı olarak (5-10-20 yıl sonra) hangi konumda olacağının tespit edilmesidir. Yani gerçekçi hedeflerdir.

Eğitim sisteminde yapılan değişikliklerden önce aslında ilk yapılması gereken iş öğrenme ortamlarının iyileştirilmesidir. Yani sınıfların öğrenme için uygun ortamlar haline getirilmesidir. Bu öncelikle mevcutların ideal (24) ya da kabul edilebilir (30) sınırlara indirilmesi ile mümkündür. Daha sonra, özellikle öğrenme materyali zenginliği sağlanmalıdır. Yıllarca ezberci ve yaşamdan kopuk eğitim eleştirildi. Bu sorundan kurtulmak için (eğitim sistemimiz nasıl olursa olsun) mutlaka öğrenme materyallerinin artırılması gerekmektedir. Son yıllarda yapılandırmacı eğitim anlayışının benimsenmesi ile bu daha büyük bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü yeni ders programları etkinlik temelli, yani öğrencinin yaşantıya dayalı öğrenmesini amaç edinen bir anlayıştır. Bu nedenle öğrenme ortamlarının iyileştirilmesi denince daha çok işin bu yönü dikkat çekmektedir.

Son yıllarda okullardaki bilgisayar ve bilgisayar laboratuarlarının sayısının artması eğitimde teknoloji kullanımı için bir ilerleme gibi görünse de tek başına sorunun çözümünde etkisiz kalmaktadır. Konu bir bütün olarak düşünülmeli, öğrenme ortamlarının iyileştirilmesinde fiziksel ortam, öğrenme materyallerinin zenginleştirilmesi ve öğretmenlerin öğrenme konusundaki bilgilerinin ve farkındalıklarının artırılması gerekmektedir. Sonuç olarak aslında eğitimdeki sorunlar olsun, diğer sorunlarımız olsun Türkiye’nin en önemli sorunu karar sorunudur. Türkiye ve Türk gençliğini nerede ve nasıl görmek istiyorsak o doğrultuda irade göstermek gerekmektedir. Bütün sorunlar bu irade ile aşılır. Sevgi ve saygılarımla…

KAYNAKÇA

  1. Aydın, Betül; Akbağ, Müge; Tuzcuoğlu, Semai ve diğerleri, Gelişim ve Öğrenme, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2005.
  2. Demirel, Özcan; Planlamadan Değerlendirmeye Öğretme Sanatı, Üçüncü Baskı, PegemA Yayıncılık, Ankara, 2002.
  3. Ertürk, Selahattin; Eğitimde Program Geliştirme, Dördüncü Baskı, Yelkentepe Yayınları, Ankara, 1984.
  4. Hesapçıoğlu, Muhsin; Öğretim İlke ve Yöntemleri- Eğitim Programları ve Öğretim, Beşinci Basım, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul, 1998.
  5. Özdemir, Servet, Halil İbrahim Yalın; Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Üçüncü Baskı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2000.
  6. Saban, Ahmet; Öğrenme Öğretme Süreci, İkinci Baskı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2002.
  7. Senemoğlu, Nuray; Gelişim Öğrenme Ve Öğretim Kuramdan Uygulamaya, Gazi Kitabevi, Ankara, 2002.
  8. Ulusoy, Ayten; Abide Güngör; Aysel Köksal Akyol; Gelişim Ve Öğrenme, İkinci Baskı, Anı Yayıncılık, Ankara, 2003.
  9. Varış, Fatma; Tanju Gürkan; Dilek Gözütok ve Diğerleri; Eğitim Bilimine Giriş, Yeni Basım, Alkım Yayınları, İstanbul, 1998.
  10. Yeşilyaprak, Binnur; Eğitimde Rehberlik Hizmetleri, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2000.

Bir Yorum Yaz